Ergen

Dağılıyorum

Dikkat dağınıklığı, günümüzün en popüler zorluklarından biri oldu maalesef. Artık çocukların büyük bir kısmı hem okulda öğretmenlerini dinlemekte zorlanıyor hem de evde ödevlerini yapmakta… Sürekli uçuşan zihinlerini toparlayıp, “Öğretmenim ne demişti, benden ne istemişti?” gibi sorulara cevap bulamıyorlar.

Peki, bu zihinler neden uçuşur?

Bunun temelde iki kaynağı olabilir. Bunlardan bir tanesi; sorunun, organik bir temele dayanmasıdır. Yani beyinde az ya da fazla salgılanan enzimler, hormonlar ya da benzeri kimyasallardan kaynaklanmasıdır. Bu durumda gerekli bazı testler yapılıp, bir doktor kontrolünde çocuğa ilaç desteği verilebilir. Ama bu tek başına, çoğu zaman yeterli olmaz. Neden mi? Bu sorunun cevabı, böyle bir zorluğun neden oluştuğuna dair vereceğimiz ikinci cevapla da çok alakalı…

Gelelim ikinci kaynağa… Çocuk veya yetişkin… Hepimizin sahip olduğu bir iç gerçekliğimiz bir de dış gerçekliğimiz var. İç gerçek olarak tanımladığımız şey, o anda içimizde olan bitenleri temsil eder. Yani ne düşündüğümüz, ne hissettiğimiz, gördüğümüz, duyduğumuz şeylerin bize neleri hatırlattığı gibi. Dış gerçek ise, o anda dışarıda olan biteni tanımlar. Yani neredeyiz, ne yapıyoruz, ortam nasıl, bizden beklenen, istenen bir şey var mı yok mu gibi…

Geçenlerde radyoda dinlediğim ve çok hoşuma giden bir bilgiyi sizinle de paylaşayım. Vücuttaki bütün organlar, kendilerini yöneten bir beyin olduğunu, ihtiyaçlarını da bu beyine iletmeleri gerektiğini bilirler ve ona göre hareket ederlermiş. Fakat beyin, beyin olduğunun farkında olmazmış. Yani aslında diğer organları kendi kontrolüne göre değil de onlardan gelen bilgiye göre yönetirmiş. İç sistemimiz bir şeylerin ters gittiğinin farkındaysa, beyine de gereken yönergeyi veremiyormuş. Aç olsak da, eğer canımız sıkkınsa, yemek yiyemiyor olmamız gibi. Ya da tok olduğumuzu bilmemize rağmen yemek yemeyi durduramıyor olmamız gibi. Kısaca bize mantıklı gelse de bir türlü yapamadığımız ne varsa aslında sebebi buymuş.

Yani, dış gerçek nasıl olursa olsun, iç dünyamızda ters giden bir şeyler varsa, bilinç düzeyinde veya bilinçdışında halletmeye çalıştığımız bazı konular varsa, enerjimizin büyük bir kısmını oraya harcıyoruz. Bu yüzden de dış gerçeğe uyum sağlayacak enerjimiz maalesef kalmıyor!

Elinizde bir kitap olduğunu düşünün. Fakat akşama halletmeniz gereken de bir işiniz var. Belki misafiriniz gelecek yemek hazırlığı yapmalısınız belki de bir ödemeniz var ve bunu nasıl hazırlayacağınızı düşünüyorsunuz. Eğer bu konu zihninizi fazlasıyla kurcalıyorsa on beş dakika boyunca aynı sayfada kalabilirsiniz! Çünkü bütün enerjinizi yemeğe veya ödemeye ayırdığınız için, kitabı anlamaya yetecek gücünüz de kalmaz…

Gelelim çocuklara… Onlarda da sistem, yetişkinlerdekinden çok da farklı değil aslında. Hatta bir yetişkinin tecrübesi ve olgunluğu olmadığı için, çoğu zaman kaygının kaynağı çok daha korkutucu olabiliyor. Yani çocuk, öğretmeni ders anlatırken, “Ya bana bir şey sorar da bilemezsem, ya kızarsa, ya istediği şeyi yapamazsam, ya yaptığımı beğenmezse, ya arkadaşlarım bana gülerse, acaba annem şu anda ne yapıyor, ya eve gittiğimde annemi göremezsem…” gibi birçok meseleyle karşılaşıp, iç dünyasında kendini sakinleştiremezse, sonuç dikkat dağınıklığı olabiliyor. Ya da evde ödevini yaparken “Ya doğru yapamazsam da annem/babam beğenmezse, ya kendi başıma yapamazsam…” gibi sorular çocuğu o kadar zorluyor ki, zihnindeki erteleme, bu işlerden kaçmasına, uzaklaşmasına, sonuçta da evde kaos ortamı oluşmasına neden oluyor.

Dikkat dağınıklığının kaynağı ister organik ister psikolojik olsun, çocuğun problemlerle baş edebilme becerisi, güçlü bir kendilik algısı oluşturabilmesi, ancak uzman desteğiyle mümkün olur. Daha küçük yaşlardaki çocuklardaki dikkat dağınıklığı, zorlu bir ergenlik döneminin de habercisi olabilir. Bu nedenle erken önlem almak, düğümleri küçükken çözmek, ilerde daha güçlü bir yetişkinliğe zemin hazırlayacaktır.

Uzm. Pedagog Zeynep TEMİZER ATALAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir